Sempozyumlar

“GDO Tanısı 2012 Sempozyumu”  12 Haziran 2012’de İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.   İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Biyoteknoloji ve Genetik Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİYOGEM)’in Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ile ortaklaşa düzenlediği GDO Tanısı 2012 Sempozyum ve Uygulamalı Kurs etkinliği Prof. Dr. Nazım Terzioğlu Binasında 12 Haziran 2012 tarihinde Sempozyum ile başladı. Sempozyuma çeşitli üniversite, araştırma merkezleri ve ağırlıklı olarak gıda analiz laboratuarları olmak üzere özel ve kamu kuruluşlarından 120 kadar araştırmacı ve öğrenci katıldı. Konuşmacı olarak : Prof. Dr. Hakan Yardımcı (Biyogüvenlik Komisyonu Başkanı), Prof. Dr. Samim Saner (Gıda Güvenliği Derneği Başkanı), Prof. Dr. Sema Birler, Prof. Dr. Nermin Gözükırmızı, Prof. Dr. Şule Arı, Doç. Dr. Tijen Talas-Oğraş ve Doç. Dr. Filiz Gürel konuşmacı olarak katıldı. Sempozyumda genetiği değiştirilmiş organizmaların neler olduğu açıklanarak, küresel üretimleri ve ülkemizde ve dünyadaki yasal düzenlemeleri masaya yatırıldı. Ayrıca, biyogüvenlik yasa tasarısı, transgenik hayvanlar, bitki biyoteknolojisinin ülkemizdeki gelişimi ve durumu ile gıda güvenliği konuları ele alındı ve tartışıldı. Sempozyumdan çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir:
  • “GDO Tanısı 2012 Sempozyumu”  GDO  ile ilgili gerçeklerin akademik çalışmalar kaynak alınarak ve objektif olarak kamuoyuna  aktarılması açısından önemli bir toplantı olmuştur.
  • GDO ne canavar ne de gittikçe artan nüfusun gıda sorununu çözebilecek bir mucize olarak tanımlanabilir. GDO üretimi  sektörleşen biyoteknoloji’nin bir sonucudur ve AR-GE istatistiklerine göre dengeli bir büyüme kaydetmektedir.  GDO’lar sadece tarım ürünleri  değil, bakteri, virüs, maya ve hayvanlar olabilir ve her birinde üretim yapılacak şekilde tasarlanabilirler.
  • Türkiye’deki GDO’ların durumu 26 Eylül 2010’da yürürlüğe giren “Biyogüvenlik kanunu” ile düzenlenmiştir. GDO ve ürünlerinin Biyogüvenlik Kurulu’ndan onay alınmaksızın piyasaya sürülmesi yasaktır. Kurul kararlarını kamu ile paylaşmaktadır (http://www.tbbdm.gov.tr/Home.aspx). Bugüne kadar aralarında 3 soya, 17 mısır, 6 pamuk, 3 kolza,  1 şeker Pancarı,   1 patates ve 2 mikroorganizma olmak üzere toplam 32 çeşide onay verilmiştir (Bu sayılar güncellenebilir). Buna göre halkın sıklıkla tükettiği meyve ve sebzeler GDO ürünleri değildir, ancak hazır gıdalar ve katkı maddeleri (Soya yağı, tokoferol lesitin, emilsüferler, süt, sos vs.) GDO’lar dan köken alabilir. Bunun başlıca nedeni endüstriyel bitkiler olan mısır ve soya’da biyoteknolojik ıslah yöntemlerinin artışıdır. Kısmen büyük ve küçük baş hayvan yemlerinde GDO’lu mısır tüketimi söz konusudur. Türkiye’deki bugüne kadar besin zincirinde GDO takibi populasyon düzeyinde bir çalışma ele alınarak yapılmamıştır.
  • Pek tartışılmayan ancak bir o kadar önemli olan bir konuda çevresel riskdir. Çevresel risk,  GDO’lu tohum trafiğini “denetleyebilme”’den sonraki en önemli konudur.
13-15 Haziran 2012 tarihlerinde gerçekleştirilen tanı kursunda ise GDO kökenli gıdaların teşhisinde kullanılan en son moleküler yöntemler katılımcılara uygulamalı olarak gösterilmiş ve kurs sonunda İ.Ü. BİYOGEM tarafından sertifika verilmiştir. Gelecek Etkinlik : Genom Varyasyonları: Uygulama ve Veri Analizleri Sempozyumu  
03/04/2014
1506 defa okundu


İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi

Kaptan-ı Derya İbrahim Paşa Sokak

34116 Beyazıt/İstanbul

Tel: +90 (212) 440 00 00 (12604-DEKANLIK) | Mail: iletisim_dekan@istanbul.edu.tr